Avustralya’dan Eindoven’a

30 yaşını aşmış, Ankara doğumlu ve ODTÜ Sosyoloji mezunu Eindhoven’da ikamet eden bir Bursalıyım. Yönetim danışmanı ve insan kaynakları danışmanı olarak hep farklı şehir ve ülkelerde çalıştım. Şimdi ise yeter dediğimden Tilburg Üniversitesi’nde tekrardan okuyacağım. Hayatıma sığdırdığım şehirler, insanlar hakkında Konuşmayı sevdiğim kadar, yazmayı da seviyorum fırsat buldukça üzerine yeni şehirler ülkeler ekliyorum.

Hollanda’ya gelmeniz nasıl oldu?

Buraya yerleşmemiz çok ilginç bir hikaye. Ben aslında Avustralya’dan bir iş teklifi almıştım. İşim sebebiyle Avustralya’nın ve Yeni Zelanda’nın birçok yerine seyahat edecektim. Düşününce kaçırılmayacak bir fırsat gibi geliyor kulağa. Ama uzaklık beni çok düşündürdü ve bu teklifi reddettim. Her karar yeni bir başlangıcı getirir tabi…Daha sonra eşime Hollanda’dan bir iş teklifi geldi ve işin özeti kendimizi burada bulduk. Burada da bir aksilik olmazsa geçici değil kalıcı olmayı planlıyoruz.

Hollanda’ya yerleştiğinden beri başına gelen en ilginç şey ne?

Buraya ilk taşındığımızda eşyalarımızın da kısa bir süre içinde Türkiye’den gelmesini bekliyorduk. Bu bekleme yaklaşık 2 ay sürdü! 2 ay boyunca inat ettim ve bugün gelecek, evet geldi diyerek ekstra hiçbir eşya almadım. Böylece tiyatro sahnesi gibi, sadece bir şişme yatak, Ikea’dan alınmış bir çarşaf, 2 sandalye ve ufak bir sehpa ile 2 ay geçirdik. Ben inatla eşyalarım gelecek diye bekleyerek çatal bıçak bile almadım. Neyse ki sonunda bir çatal bıçak takımı yaptım da plastik eşyalarla yemekten kurtulduk. Şimdi belki de çocuklarımıza anlatacak komik bir hikayemiz var. Zaten artık eşyalar değil güzel anılar biriktiriyorum.

Bir de bisiklet dramam var! Onu da ayrıca anlatacağım J Ama bisiklet ile ilgili komik bir anım var. Bir gün soğukta eşimin bisikletinin kilidi dondu, açmaya çalışırken de kırıldı. Bisikletçiye gittik bizi polise yönlendirdi, polisi aradık bize güldü! En sonunda yapı mağazasından demir makası almaya karar verdik. Ben elimde 75cm demir makasıyla Nene Hatun gibi tüm şehri dolaştım! Otobüse bindim herkesin gözü üzerimde. Tüm Eindhoven’ı bacak boyum kadar demir makasıyla gezdim. Lüks mahallelerde bisiklet hırsızı gibi dolaştım. O günü hiç unutamıyorum.