Merve Güney Afrika’da İyi!

Merve, instagram adıyla @beniyiyimanne. Bilgi Üniversitesi Sahne ve Gösteri Sanatları mezunu, şimdi kendi işinin sahibi. 2,5 yıldır geziyor. Kendini gezgin değil, gezen biri olarak görüyor. Şu an Güney Afrika’da. Mottosu: Gezen Kadınlar Bol Olsun

Merve gezmeye nasıl başladı?

Gezmeye başlama hikayem çok farklı. Ben birkaç sene önce “Kim Milyoner Olmak İster”’e katıldım . O sırada bir şirkette çalışıyordum, yarışmaya başvurduktan 6 ay sonra katılmak için çağırıldım. Hatta Selçuk Yöntem’in ilk yarışmacısıydım. Yarışmadan 15 bin lira ile ayrıldım, cebimdeki biraz daha birikmiş paramla kendime bir şirket kurdum. Bu sırada İstanbul’dayım ve fark ettim ki İstanbul’da çok para harcıyorum, aynı zamanda zamanımı da harcıyorum oysaki başka ülkeleri de gezmek istiyorum. Ve böylece gezmeye başladım. Bu süreç içinde 20 ülke gezdim. Son rotalarda özgüvenimin de yükselmesiyle tek başıma da gezmeye başladım. Son olarak Güney Afrika’ya geldim, burada uzun bir süre kalacağım çünkü çok sevdim. Burası bambaşka bir deneyim ama aynı zamanda çok harika.

Uzak rotalara ne zaman ilgi duyduğunu fark ettin?

Yurt dışına gitmeye hep ilgi duydum. İlk yurt dışı deneyimim Almanya oldu, gurbetçi aile ve akrabaları ziyarete giderdim. Ve çok şaşırmıştım, ben Avrupa Avrupa beklerken oradaki insanların nasıl geleneklerini sürdürdüğüne ve Türkiye’ye benzer şekilde yaşadığını görünce çok şaşırmıştım. İlk gerçek Avrupa deneyimim de Amsterdam oldu. Ama aslında hep Asya’yı merak ettim. Hala da aklıma Asya var. Daha öne 2 ay Asya’da kaldım. Şimdi sırada Hindistan var, oraya gidip çocukluk hayalimi gerçekleştirmeyi planlıyorum.

Güney Afrika ile ilgili izlenimlerini, sevdiğin şeyleri biraz paylaşabilir misin?

İstanbul’u çok seviyorum, hatta ilk başlarda çok daha fazla özlerim diye düşünmüştüm. Ama Güney Afrika’ya tahmin edebileceğimden daha fazla sevdim. Mesela İstanbul’da bir yere oturduğunda yanındaki masaya belki merhaba dersin. Burada ise herkes birbirine merhaba, nasılsınız? diyor, rahatlıkla iltifat ediyor. Bu gayet normal bir durum, altında başka anlamlar aramıyorsun. Buradaki samimiyet çok hoşuma gidiyor. Burada bir kadın olarak yaşamak çok kolay. Kıyafetin, oturman kalkman, konuşmaların hiç kimseye batmıyor. Çağdaşlık düzeyi olarak oldukça ileride. O yüzden burada çok mutluyum.

Fakat en zorlandığım şey trafik oldu! Sağda araba kullanmaya alışmam biraz zaman aldı ama şimdi gayet güzel kullanıyorum.

Güney Afrika’da yaşamında en büyük sürpriz ne oldu?

Su! Güney Afrika’da bu kadar büyük bir su problemi olduğunun farkında değildim. Dünyanın ilk susuz şehri olarak tarihe geçecek bir şehir Cape Town. Sürekli uyarılar geliyor. Mutfakta bile deniz suyu kullanılıyor. Bundan 2 ay önce su sebebiyle Başbakan koltuktan indirildi, yeni başbakanın konuyu çözmeyi bekleniyor. Burada suyu kontör ile alabiliyorsun. Banyo yapmak büyük lüks, sadece duş alabilirsin. Bahçe sulamak yasak, havuzun varsa su doldurmak yasak. Yağmur yağdığında insanların mutluluğunu görmen lazım. Yağmurun değerini anladık. Bizde yaz iken burada kış, o yüzden şimdi belki biraz daha rahatlayabilir. Birde şunu dipnot geçeyim: hangi mevsim gelirseniz gelin ceket getirin çünkü geceleri hep soğuk oluyor.

Bir de Güney Afrika’da hissedilebilir bir sınıf farkı var. Güney Afrika yerlileri hala biraz daha vasıfsız işlerde çalışıyor. Ve ne yazık ki insanlar hala siyah-beyaz ayırımı yapıyor. Daha zengin mahallelerde mesela işçiler evden çıktıktan sonra üst sınıf eve girebiliyor.

Güney Afrika yemek kültürü ile ilgili düşüncelerin neler? Etiyopya dışarıda yemek seçenekleri nasıl? Tavsiyelerin var mı?

Güney Afrika’da yemek yemenin en sevdiğim tarafı “braai” kültürü. Braai bizdeki mangal kültürü gibi. Mesela insanlar birbirini davet edip braii yapıyor. Biraz bizdeki gibi, etler senden salatalar benden deniyor ve neredeyse haftanın 3 günü braai yapılıyor. Etler Türkiye’nin yarı fiyatı ucuz olduğu için buradan Türkiye’ye et götüren insanları bile görebilirsin. Ayrıca harika vejetaryen et olanakları da var ve çok lezzetli.

Büyük siyah kazanlarda 8-9 saatte pişen yumuşacık etlerin olduğu geleneksel yemekler var. Bir de buraya geldiğinizde mutlaka kuru et almanız lazım, hem lezzetli hem de popüler

Hangi Afrika yemeğine hiç ısınamadın?

Kuzuya bir türlü ısınamadım, ve burada çok fazla kuzu yeniyor. Geçen bir arkadaşımın evine gittim, annesi de kuzu yapmış artık gözümü kapatıp yedim 🙂

Güney Afrika’ya gelsem beni nerelere götürürsün?

Johennesburg’dan başlarız, oradaki en güzel safari parkına gideriz. 2-3 gün safari yaparız.  Sabah erken kalkarız, dürbünlerimizi alıp yola çıkarız. Orada harika birkaç gün geçiririz. Sonra Johannesburg’tan birkaç saat uzaklıktaki South City’e geçeriz. Burası Güney Afrika’nın Las Vegas’ı olarakta geçiyor. Çok büyük 4 otel var, burası insan eliyle yapılmış ama güzelliğine inanamazsın. Harika plajlar var, gerçek olamayacak kadar güzel. Aynı zamanda kumarhaneler, eğlence parkları var. 2 gün burada geçiririz. Sonra Cape Town’da bir hafta geçirmek zorundasın. Uzun süreli kalıp keyfini çıkartmalısın. Çok fazla gezilecek yer var ve hepsi birbirinden çok uzak. Table Mountain’e mutlaka gideriz. Burası Güney Afrika’ya verilmiş özel bir miras, dünyanın 7 harikasından biri. Cape Point’e gideriz, herkes burayı Güney Afrika’nın ucu olarak bilir ama aslında turistik olarak en uç nokta olarak belirlenmiş. Çok keyifli bir yer, her seferinde farklı bir rota seçip içinde kaybolabilirsin. Burada birçok farklı yol var takip edebileceğiniz.

Geçtiğimiz günlerde buraya köpeğim Vanilya ile geldik. Burada babunlar var, babun tehlikeli bir maymun türü. Hatta her yerde tabelalar var, elinizde yemeklerle yürümeyin, babunları beslemeyin diye. Bir birgün bir babun ailesi ile karşılaştık. Babunlar Vanilya’yı görünce saldırı moduna geçti, Vanilya’da havlıyor, nasıl kaçtığımızı bilemedik. Gelenlerde dikkatli olsunlar 🙂

Surf yapmayı sevenler Muizenberg’e gidebilirler. Boo Kap’a gideriz, renkli evlerin olduğu Müslüman mahallesi. Oradan Long Street’e gidip yürüyüş yaparız, etrafa bakınır, oradan Waterfront’a gideriz. O kadar çok şey var ki Cape Town’da yapacak, dediğim gibi mutlaka 1 hafta kalmak lazım.

Güney Afrika’da denize giriliyor mu?

Valla ben giremedim. Denedim, ama olmadı 🙂 O kadar soğuk ki, buz kovasına girmişsin gibi. Ama Hint okyanusu kıyılarının daha sıcak olduğu söyleniyor, orayı deneyeceğim ilerleyen günlerde.

Güney Afrika’ya taşındığından bu yana en güzel deneyimlerin neler oldu?

Burada Burning Man benzeri bir festival yapıldı, “Africa Burn”. O benim için harika bir deneyimdi. Nasıl anlatacağımı bile bilemiyorum. Cape Town’dan 4 saat sonra Karoo çölü’ne varıp burada günlerce süren bir festival. Çölün ortasındasın ve burada hiçbir şey yok, her şeyini yanında götürmek zorundasın. Yemekten suyuna kadar. Ve burada para geçmiyor! Her şey takas usulü gerçekleşiyor, cüzdan bile taşımıyorsun. Harika bir deneyimdi!

Güney Afrika’da mutlaka gidin dediğin sürpriz bir rota var mı?

Çok yakın bir zamanda Glenten adına bir kasabaya gittim. Vanilya’yla atlayıp arabaya sırt çantamla yola çıktık. Çok tatlı bir yer, ufak bir sokakta pastane, ufak bir otel, bir restaurant olan küçük ama çok tatlı bir yer. Güney Afrika’da arabaya ihtiyacın var. Eğer araban varsa her yere gidebilirsin, hiç sıkıntı olmaz. Gayet güvenli ayrıca. Buraya gelince araba kiralayıp gönül rahatlığıyla her yere gidebilirsiniz!

Güney Afrika’da başına gelen komik bir olayı anlatabilir misin?

Karamel, birkaç ay önce ne kaybettiğim ve birlikte yıllar geçirdiğim köpeğim, İstanbul’dan Güney Afrika’ya gelen ilk köpek olarak tarihe geçti! Daha önce kimse köpeğini getirememiş, o kadar uzun ve masraflı bir süreçti ki, vize süreci bunun yanında hiçbir şeymiş! O süreçten sonra Karamel ile havaalanında karşılaşmamız benim için en güzel anıydı!

Karamel sonunda yanıma geldikten sonra birlikte penguenleri görmeye gitmeye karar verdik. Tabi arkadaşlarım beni biliyor, uyardılar Merve penguenler sinirlenebilirler sakın mıncıklama diye J Eğer kafasına yana doğru yatırırsa, kızgın anlamına getirirmiş. Tam bunun üstüne kocaman bir penguen sürüsüyle karşılaştık. Koca sürü Karamel’i görünce başlarını yana doğru eğdiler. Tabi biz koşmaya başladık, Karamel’de arkamda ağlaya ağlaya. Herkes arkamızdan gülüyor, şimdi gülüyoruz ama o an çok korkmuştuk.

Son olarak, buraya gelecek tüm kadın gezginleri de bir kahvemi içmeye davet ediyorum!