Kalabalıklardan Uzak Kuzey İtalya

8 günde Kuzey İtalya’nın yarı turistik ve yarı yerel rotalarını gezebilir misiniz? Biz denedik ve cevabımız evet! Bazı günler arabada toplam 3 saate yakın zaman geçirmiş olsak da geri dönüp baktığımızda hiç yorucu olmayan, gurme ve tarihi ve doğal güzelliklere doyduğumuz bir gezi yapmış olduk. Aklımızda kalanları da sizinle paylaşmak istedik.

Rota:

Venedik – Treviso – Parma – Moneglia – Liguaria –  Lago Maggiore – Como – Bergamoa

  1. Gün Venedik

Biz varış Venedik – dönüş Milanı üzerinden gerçekleştireceğimiz için biraz daha ekstra ücret ödeyerek yolda daha az zaman geçirmeyi tercik ettik. Milano havaalanından araba kiraladıktan sonra Venedik’e 3 saatte ulaşabiliyorsunuz. Biz ekstra ücret ödeyerek arabayı Venedik’te kiralayıp Milano’da bırakmaya karar verdik. İtalya’da araba kiralayacaksanız – her ülkede benzer bir sistem var tabi ama burada depozito biraz daha pahalı. Kredi kartınızda en az 800-1100 euro arası olduğuna dikkat edin. Yoksa araba kiralayamazsınız, arabasız bu turu gerçekleştiremezsiniz. Aman dikkat. Bir de bizden tavsiye ufak bir araba kiralayın. Bu rotada sokaklar çok dar ve park yeri sıkıntısı yaşayabilirsiniz, küçük araba çok daha kullanışlı.

İlk gün Venedik Havalanında inip araba kiraladıktan sonra otele yerleşmeden önce, check-in saatini bekleyen kadar Treviso’yu gezmeye karar verdik. İyiki de böyle yapmışız, 10 günlük gezimizde gördüğüm en tatlı şehirlerden biri Treviso oldu. Ufak kanallar, klasik İtalyan sokakları ve sakin bir şehir. Saat 6’ya kadar dolanıp, her Aperativo saattinde olduğu gibi Spritz ve yanında leziz gelen atıştırmalıklarımızı aldıktan sonra konaklayacağımız Mira’ya doğru yola çıktık. Mira herhangi bir özelliği olmayan bir kasaba, ama burada güzel, temiz ve uygun bir AirBnB bulduk. Venedik’te konaklama fiyatları uçuk. 25 dakikada Venedik’e otobüsle ulaşabildiğimiz bu yer ihtiyacımızı yeterince karşıladı. Sakın Venedik’e araba ile gitmeye kalkışmayın. Şöyle söyleyeyim, yeni bir kural var ve belli bir saatten sonra insanları bile şehre almıyorlar.

Venedik, ne kadar turistik ve kalabalık olsa da, mutlaka görülmesi gereken bir şehir. Fakat o kadar kalabalıktı ki, biz biraz kaçıp değişik bir yerler görmek için Burano, Morano ve Torcello adaları turuna gittik. Size tavsiyem, tekne ile sadece Burano’ya gidip burada daha çok vakit geçirmeniz. The Venice Lagoon turları için biletleri St Mark’s Meydanı’ndan biraz ötede Ponte della Paglia, Serenissima Motoscafi masasından alabilirsiiz. Bilet fiyatı 20 Euro. Özellikle Burano rengarenk bir balıkçı kasabası. Klasik Venedik mimarisi ve kanallar burda da var. Burano’ya direk giden vapurlar ile ulaşıp rahat rahat vakit geçirebilirsiniz.

Bizim amacımız biraz daha kalabalıklardan uzak ve sakin bir İtalya gezisi olduğu için Venedik’te daha fazla kalmadık ve Parma’ya doğru yola çıktık.

2. Gün Parma

Parma’da şöyle derlermiş: ‘İki kere yemek yersin, önce masada sonra da yemek hakkında konuşarak’. Bize oldukça yakın değil mi? İtalya’da hissettiğim tam olarak bu. Bilinen turistik şehirlerin biraz dışına çıktığınız anda bize çok yakın, geleneksel bir Akdeniz kültürü ile karşılaşıyorsunuz. Parma’daki yemek gelenekleri Avrupa’nın en eski ve devam eden geleneklerinden. Parma, bizce Kuzey İtalya’nın gurme başkenti. Şehirden çok büyük bir beklentiniz olmasın, ama İtalyan hayat tarzını ve yerel yaşamı hissetmeye başlamak için harika bir ilk durak. Parma’da biraz dinlenmek, şarap bağlarında yürüyüş yapmak, bolca yerel yemeklerde yemek, şarap ve gelato içmek ruhun ve bedenin tüm ihtiyaçlarını karşılıyor, bizden söylemesi. Biz iyice yerel bir deneyim olması için akrabamız Margharita’nın bağ evi’nde konakladık. Burası klasik bir country house, kocaman bahçeleri ve şehrin dışındaki gurme noktalara yakınlığı ile bizden tam not aldı. Tabi sadece yemek yemekle kalmayın, şehrin biraz dışındaki üzüm bağlarında yürüyüşe çıkın, Torrechiara Kalesi’ne gidin ve orada bir gelato daha yiyin 😉

Biz Cinque Terre’ye giderken bir de yolun üzerindeki Maranello’ya uğradık. Burası Ferrari’nin doğduğu yer. Bu kasabanın tiyatro salonunda kasaba halkı toplanıp her Formula 1 yarışını birlikte izliyor. Biz de bu deneyimi yaşama şansı bulduk. Eğer denk gelirseniz mutlaka deneyim derim, oldukça ilginç bir deneyim! 

3. Gün Cinque Terre

Parma’dan erken bir saatte yola çıkabilirseniz, 1 günde 5 köyü de gezme şansınız olabilir. Yanlış duymadınız 🙂 Cinque Terre zaten 5 köy demek. Köyler La Spezia’dan sola doğru Riomaggiore, Manarola, Corniglia, Vernazza ve Monterosso al Mare olarak sıralanıyor.  Köyler arasında en hızlı ve kolay ulaşım yolur tren. 5 köyü birleştiren tren, Roma ve Genova arasındaki ana rotadan geçiyor; yani saat başı bir tren yakalayabilirsiniz. Çoğu tren Riomaggiore, Monterosso, Levanto ve La Spezia’de duruyor fakat sadece bölgesel trenler Manarola, Corniglia ve Vernazza’dan geçiyor. Köylerdeki tren istasyonlarında zaman çizelgelerini bulabilirsiniz. Daha detaylı bilgiye www.trenitalia.com sitesinden de ulaşabilirsiniz. Eğer araba ile gezecekseniz, bazı köylere yürüyüş 30-40 dakika arası sürebiliyor. Aklınızda bulunsun.

Biz araba ile gittiğimiz ve hem hava şartları kötü hem de zamanımız az olduğu için 3 köyü gezip daha sonra akşam konaklayacağımız Moneglia’ya doğru yola çıktık. Moneglia Cinque Terre’ye yarım saat uzaklıkta bir Liguria kasabası. Fazla turistik olmadığı için bizim daha çok hoşumuza gitti.

4. Gün Liguria Turu

Liguaria’da en popüler ve aklınıza ilk gelen yer mutlaka Portofino olur. Oysa çiçek rivierası’na giden bu yolda resimsel ve mutlaka görülesi çok sevimli kasabalar var. Bence Liguria aynı zamanda çok fotojenik bir bölge. Moneglia’dan yola ilk çıktığınızda tek yönlü, karşı yönün akışını neredeyse 20 dakika beklediğiniz, arabaların olmadığı zamanlarda yapılmış antik tünellerden geçip, Mongelia’dan Liguaria sahil şeridine ulaşıyorsunuz.

Liguria’da araba yolculuğu zaten başlı başına keyifli. Her bir tepenin ardından başka bir güzel kasabanın ya da koyun panaromik manzarası ile karşılaşıyorsunuz. Sırasıyla Portofino, Santa Margherita Ligure, Rapallo, Chiavari ve Sestri Levante başlıca gezilesi kasabalar. Özellikle Sestri Levante’deki Baia del Silenzio (Sessiz Koy) mutlaka görülesi.

5. Gün Lago Maggiore

Lago Maggiore’ye ulaştıktan sonra gezimiz farklı bir renk almaya başladı. 1920’lerin lüks tatil anlayışı ve zaman tünelinde elegant bir yolculuğa çıktık. Bir o kadar da bakımlı ve sahip çıkılmış bir tarih. Maggiore, İsviçre ve İtalya’nın sınırlarını paylaştığı bir göl. Bize göre Maggiore gölü etrafındaki bölge, İtalya’nın en tatlı bölgelerinden. Gölün doğu kısmı Lombardia, batı kısmı Piedmont bölgesinde yer alıyor. Maggiore gölü ortasında birçok küçük ada var. Bunlardan en özel olanları Boromean adaları. Isola Bella (Güzel Ada), Isola Madre ve Isole dei Pescatori mutlaka görülmesi gereken adalar. Maggiore bölgesi Avrupa burjuvasisinin yükseldiği 19 popüler bölgeden biri. Zengin işadamlarının kızları ve oğulları Avrupa turları sırasında mutlaka bu bölgeyi geziyorlarmış. Bu yüzden gölün etrafındaki kasabalara yayılmış birçok 5 yıldızlı otel göreceksiniz. Mimarileri oldukça elegant olan bu oteller bölgeye ayrı bir renk katıyor.

6 ve 7. Gün Como

Como, Maggiore gölü’nden 1 saat uzaklıkta. Lombardiya’nın en güzel ve büyüleyici manzaralara sahip bölgesi olduğunu biz de söyleyebiliriz. Como Bronz çağı’nda yerleşmeye başlamışlar, ilk olarak Kelt kabileleri ve 1. yüzyıldan itibaren ise Roma İmparatorluğu yerleşkeleri başlamış. Orta çağdan sonra ise önemli bir ticaret merkezi haline gelmiş. Tüm bu tarihi süreçlerin izlerini sokaklarda yürürken görebiliyorsunuz. Bugün ise bildiğiniz gibi dünya çapında turistik bir destinasyon ve her yıl yüzbinlerce insan burayı görmeye geliyor. Tabi bunda George Clooney gibi ünlülerin aldığı malikanelerin de rolü var 🙂

Como gerçekten çok büyük bir göl. Bir Como şehrinden 15 dakika uzaklıktaki Torno’da konakladık. Zaten Como bize biraz kalabalık geldi, o yüzden size de tavsiyemiz gölün farklı kasabalarında konaklamayı tercih etmeniz. Gölün etrafında birçok görülesi kasaba var. Bizim en çok beğendiklerimiz Cernobbio, Menaggio and Bellagio oldu. Belaggio’dan arabalı vapurla Varenna ve Menaggio’ya rahatlıkla geçebiliyorsunuz. Menaggio’dan araba ile Cernobbio ise yaklaşık 45 dakika. Bence rahat olup istediğiniz yerde durun, panaromik yürüyüşlere çıkın, harika ötesi şarapların tadını çıkartın. Como biraz sakinleşip hayatın tadını çıkartmak için harika bir durak.

8. Gün Bergamo

Bergamo Lombardiya’da yer alan başka bir özel şehir. Burayı bence en özel kılan şey şehrin iki kademeye ayrılmış olması. Aşağı şehir ve yukarı şehir tarihi Venedik duvarları ile ayrılıyor. Bergamo, orta çağda Lombardiya Düşesi’ne ev sahipliği yapmış ve beraberinde yüklü bir hazineyi de şehre taşımış. Bugün de bu zenginliğin izlerini Venedik duvarlarının etrafında görebiliyorsunuz.

Benim için şehrin en güzel kısmı füniküler ile şehrin üst kısmına yaptığımız yolculuk oldu. Burası Bergamo’luların haftasonları ve tatillerde geldiği yerel turistik bir bölge. Klasik sevimli bir İtalyan kasabası. Bir de Accademia Carrara’yı ziyaret edip İtalyan sanati ve Rönesans dönemi eserlerini görmenizi mutlaka tavsiye ederiz.